Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
ALIŞ | SATIŞ | ||
USD | 0 | 0 | |
EURO | 0 | 0 | |
MOR ELDİVEN
Öykü’nün uğurlu geldiğine inandığı birkaç objesi vardı; onları özenle saklar, kimseye dokundurmazdı. Bu objeler içinde Öykü’nün en değer verdiği eşyası bir çift mor eldivendi, O eldivenlerin kaybolma düşüncesi bile Öykü’yü öylesine derinden etkilerdi ki, eli ayağı gibi önemli bir huzvu yok oluyormuş gibi hissederdi. Değer verdiği her şey gibi, o eldivenler de saklı, gizli kalmalıydı.; Tıpkı düşleri ve kavuşmayı beklediği hayalleri gibi,
Öykü değer verdiği eşyalarını sessiz köşelerde korur, kimseye göstermezdi.
Öykü’nün mor eldivenleri, çocukluk yıllarında saf kalbinin ve masum gülüşlerinin bir yansımasıydı adeta. Bir kış vakti, bayram sabahı aldığı en güzel hediyeydi mor eldivenleri. Bu hediyeyi özel kılan şey, o eldivenlerin babası tarafından seçilip bayram sabahı uyandığında yastığının yanına bırakılmış olmasıydı. Babası artık hayatta olmasa da mor eldivenler her zaman onun sevgisini, güvenini ve özenini hatırlatıyordu. Öykü, eldivenlerini her giyip çıkarttığında, dikkatlice çekmecesinin en alt katına, eşyalarının arasına koyar; sonra kullanacağı zamanı heyecanla beklerdi. Mor eldivenler, Öykü ile öylesine özdeşleşmişti ki, dışarıya çıkarken eğer onları takmazsa, arkadaşları hemen fark ederdi. "Bugün neden takmadın?" diye sorarlardı. Öykü, içinden "Kirlenmesin diye, kaybolmasın diye, onları çok seviyorum. O kadar güzel ki, giymeye kıyamıyorum," diye düşünse de bu söyleyemez sadece gülümserdi. Zaman hızla geçse Öykü büyüse de eldivenleriyle arasındaki o sevgi ve bağlılık hiç değişmedi.
Öykü bir gün, yolda yürürken, mor elbiseler giymiş, ellerinde mor pankartlar taşıyan kadınlarla karşılaştı. Kadınların hepsi mor rengin içinde, bir amaç için bir araya gelmişti. Öykü, bu görüntüyü hayret dolu gözlerle izledi ve neden hepsinin mor giyindiğini, pankartlarının renginin ne anlama geldiğini sorguladı. O an, mor renginin ona yıllarca hissettirdiği güvenin ve bağlılığın ötesinde bir anlam taşıdığını öğrendi. Mor, sadece bir renk değil, özgüvenin, başarının, sevginin ve dayanışmanın simgesiydi.
Öykü’nün gördüğü kadınlar, Mor Kadın Hareketi'nin üyeleriydi. Mor, bir kimlik, bir duruş haline gelmişti. Bu kadınlar, toplumsal baskılara karşı duruyor, kendilerini kabul ediyor ve özgürleşiyor, seslerini duyuruyorlardı. Mor, onlara güç ve cesaret veriyordu; tıpkı Öykü’nün mor eldivenlerinin ona verdiği güven gibi. O kadınlar, , mor rengi bir simge olarak kabul etmişti.
Öykü, bu kadınları izlerken, yıllarca eldivenlerinde bulduğu güvenin aslında sadece geçmişin değil, aynı zamanda geleceğin rengi olduğunu fark etti.
Babasına olan özlem ve derin duyguları ile gözlerinden akan yaşları silerken gururla başını kaldırarak kadınlarla birlikte mor hareketinde yer alarak kadının gücü ve simgesi, sözcüsü olarak yoluna devam etti….
İlknur SAYARMAN