Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
ALIŞ | SATIŞ | ||
USD | 0 | 0 | |
EURO | 0 | 0 | |
GÖLGEDEKİ FISILTI
Bir zamanlar, uzak bir ülkede, herkesin aynı renkte giyindiği, aynı sözleri söylediği, aynı yolda yürüdüğü bir kasaba vardı. Bu kasabanın insanları, asla kendi düşüncelerini dile getirmez, sadece en güçlü olanın söylediklerine inanırdı.
Kasabanın ortasında, yıllardır suskun bir genç yaşardı: Ela'nın. Küçüklüğünden beri farklı düşünceleri vardı, ama bunları dile getirdiğinde insanlar ona tuhaf bakar, “Boşuna uğraşma, bizim gibi ol,” derlerdi. Zamanla Ela da kendi düşüncelerini susturdu, başkalarının söylediklerini kabul etti ve sessizce gölgede yaşamaya başladı.
Bir gün kasabaya gizemli bir gezgin geldi. Üzerinde rengârenk kıyafetler vardı ve herkesin aksine, gülümsüyordu. Kasaba meydanında durup yüksek sesle sordu:
"Burada hiç kendi sesini duyan var mı?"
Kimse cevap vermedi. Herkes, kasabanın kurallarına uyarak sessiz kaldı. Ama Ela’nın içinde bir şey kıpırdadı. Küçüklüğünden beri susturduğu sesi, o an göğsüne bir fısıltı gibi düştü: “Benim sesim var.”
Ama korktu. Ya yanlışsa? Ya kimse onun söylediklerini kabul etmezse? O sırada gezgin Ela’nın yanına gelip fısıldadı:
"Bir fikrin varsa ve onu söylemiyorsan, bu dünyada hiç var olmamışsın demektir."
Ela, derin bir nefes aldı. İlk kez kendi fikrini söyleyecekti. Titreyen sesiyle, “Bence biz… özgürce konuşmalıyız,” dedi.
O an meydanda bir sessizlik oldu. Herkes ona baktı. Ama sonra bir çocuk utangaçça elini kaldırdı ve “Bence de,” dedi. Sonra bir kadın, ardından bir adam…
Ela’nın küçücük sesi, koca bir kasabayı değiştiren ilk yankı oldu. O günden sonra, insanlar artık sadece başkalarının sözleriyle değil, kendi fikirleriyle yaşamayı öğrendiler.
Ve Ela, artık bir gölgede ve fısıltı bir sesle değil, aydınlıkta umut dolu gür sesiyle yürüyordu.
Sibel ATAPEK